Tütüncüye Yeni Alanlar Açılmalı

     Tütün veya tütüncülükle ilgili bir yazı gördüğünüzde birinci paragrafının muhtemelen şu cümlelerden biriyle başladığını göreceksiniz. “Dünya tarihi için tütünün miladının 1500’lü yıllarda Kristof Kolomb’la başladığını, 1600’lü yıllarda Osmanlı Devleti sınırlarında üretildiğini, yasaklamalara rağmen kullanıcı sayısının arttığını, 1850’li yıllardan sonra ekonomik anlamda yönetilmeye çalışıldığını, Duyun-u Umumiye ve Reji İdaresini, kolcuların yaptığı eziyetleri, Cumhuriyet dönemi ile beraber İnhisarlar İdaresi altında  yeni düzenlemelere gidildiğini, tütünle ilgili birçok kanuni düzenleme yapıldığını, ek tabana sat devlet babana uygulamalarını, destekleme alımlarını, 1986 yılından itibaren ithal edilen tütünlere kilogram başına 3 dolar ve paket başına 40 cent/dolar fon alınmasını, kim ne verirse beş fazlasının verildiğini, depolarda bulunan fazla tütünlerin yakıldığını, Amerikan tipi sigaraları, Ülkemizde beşyüzbin tütün üreticisinin varlığını, 2 milyon kişinin tütün sektörüyle ilgili olduğunu, 15 günde 15 yasa yaptırımlarını, yeni tütün kanununu, alternatif ürün çalışmalarını, Tekel’in özelleştirilmesi ile sektörün yabancılara terk edilişini, sözleşmeli üretime geçildikten sonra üretici sayısının altmışbinlere düştüğünü, kapalı alanlarda sigara kullanımının yasaklanmasını,  tütün üreticisinin sahipsiz kaldığını, tütüncü köylerin göç verdiğini, göç eden tütüncülerin büyükşehirlerin varoşlarında kaybolduklarını, Soma’da madende can verdiklerini, 18 yaşından küçüklere sigara satışının yasaklandığını, sigara kaçakçılığını, korsan tütün mamullerini, ithal edilen tütünlerden alınan fonun sıfırlandığını, kıyılmış kaçak tütün satanlara operasyon yapıldığını, Adıyaman ve Malatya’da tütün üreticilerinin eylemlerini, sigara satışında siyah paket uygulaması” gibi konular anlatılır.

yaprak tütün

     Tütün Anadolu insanını, kırını, kırsalını sevmişti. Bazen suyu görse de çabuk kurtuldu sudan. Tütüncülük emek yoğun çalışılan, zor, zahmetli bir iştir. Üretimin her noktasında insan eli değmeyen yer yoktur. İşin en yoğun olduğu zamanlarda çocuklardan bile yardım umulur. Kırım yapılan yaz aylarında hayat tarlada geçer. Ekmek saksaklı (katranlı-zifirli) ellerle yenir. Bu günler uykunun kandırılamadığı ve arandığı günlerdir. Tüm alışverişler tütün satımından satımına, düğün alışverişleri de mahsulden mahsule mağazalarından yapılır, tütün satışından sonra paraları ödenirdi. Tamamı yerli tütünden üretilen kısa Maltepe ve uzun Samsun sigaraları çokça tüketilirdi. Tütünün sosyal, kültürel ve ekonomik katkıları da çok büyük olmuştu. İlçelerde, beldelerde, köylerde yapılan her evin tuğlasında, gelinin çeyizinde, çocuğun eğitiminde, traktöründe, pulluğunda, yolunda, kaldırımının her taşında tütüncülüğün bir izi ve bir katkısı vardı. Bazen de ilçenin, beldenin ve köyün tanınması ve tanıtılmasında önemli bir rol üstlenmişti. Akhisar tütünü, Sındırgı tütünü, Akçaabat tütünü, Bafra tütünü, Bitlis tütünü, Sason tütünü, Agonya tütünü gibi daha birçok ismini zikredebileceğimiz yerlerin tütünü gibi aranan ve istenilen bir ürün olarak öne çıkmıştı tütün. 

     Devlet tütünü, ekonomik gücünün yanında sosyal bir bitki olarak yönetti. Seçimlerde kullandı. İhtiyacı olamamasına rağmen Ülkenin birçok yerinde tütün üretimine müsaade etti. Tütün işleri ara ara kötü yönetildi. 90’lı yıllarda bu iki dostu, ekici ve tütünü birbirinden ayırmak için çok çaba harcandı. 2002 tarihli yeni tütün kanunu ile Türk tütüncülüğü yeni bir sürece girdi. Tütünü ve tütüncüyü tüketen bu süreçte yaşananlar o eski günlerin giderek unutulacağını göstermektedir.

      Yukarıda anlatılanlar yaşanmış gerçek hikâyelerdir. Bu hikâyeleri daha da genişletebiliriz. Tütün dün olduğu gibi bugün de birçok ailemizin geçim kaynağıdır. Sadece kırsal alanlarda kalan tütün, yükselen üretim maliyetleri nedeniyle üreticisini doyurmakta zorlanmaktadır. Üreticiyi ayakta tutan, tütün şirketlerinin üretim aşamasında verdiği yüksek avans miktarıdır. 2018 yılında 51 bin üretici, 935 bin dekar alanda 80 bin ton sözleşmeli, bunun yanında Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde 9 bin üretici ise 50 bin dekar alanda 11 bin ton tek başına kıyılıp içilebilen tütünleri sözleşmesiz üretmiştir. Çiftçi herhangi bir sorunla karşılaştığında ilgili Ziraat Odalarına müracaat etmektedir. 

tütün tarlası

      Bir zamanlar beşyüzbin tütün üreticisi köyünde, tarlasının başında üretim yapmaktaydı. Tütün üretimini bırakan çiftçiler şehirlere-büyükşehirlere göç etmek zorunda kaldılar. Çiftçinin bildiği işler şehirde kazanç sağlamadığından, büyükşehirlerin varoşlarında kaybolup gittiler. Her ne olursa olsun elde kalan tütüncüyü köyünde tutmak, bildiği iş olan tütün üretimine devam ettirmek akıllıca bir yoldur. Sigara sağlığa zararlıdır. Çocuklarımızı, gençlerimizi sigaradan uzak tutmak esastır. Ancak Ülkemizdeki sigara tiryakiliği ve sigara tüketimi yadsınamaz bir gerçekliktir. İşin ekonomik boyutu da çok büyüktür.

     Neler yapılabilir?

tütün
tütün soldurma

     1-İlk olarak kaçak yollarla 70'li-80'li yıllarda Ülkeye sokulan ve 1986’da başlayan ithal sigaralarla tiryakimiz Amerikan tipi sigaralara alıştırıldı. İkinci olarak küresel sermaye ithal edilen sigaraları kendi eliyle TEKEL’e pazarlattırarak, TEKEL’i kendi dumanında boğmaya başladı. Arkasından 1990’lı yıllarda kurulan fabrikalarla yurt içinde blend sigaralar (soslu harman) üretilmeye başlandı. Yeni trende ayak uydurmak isteyen TEKEL İşletmeleri ise Amerikalı, Brezilyalı, Zimbabweli tütüncülerin ürettiği virginia ve burley tütünlerini ithal ederek TEKEL 2000, TEKEL 2001 sigaraları ile pazarda varlığını korumaya çalıştı. Özelleştirme sonucunda sektör yabancıların kontrolüne geçti. Ülkemizde üretilen ve tüketilen sigaraların tamamı ithal tütünlerden yapılan blend sigaralar olup, Türk tipi sigaraların üretimi de bitti. 2019 yılında 100 bin ton sigara tüketen tiryakilerimiz, yaklaşık 77,2 milyar TL (13 milyar Amerikan doları) para harcamıştır.

     Tiryakilerimizi tekrar Türk tipi sigaralara döndürmek neredeyse imkânsızdır. Ege Bölgesinde üretilen tütünler blend sigara harmanlarına %10–15 arasında katılabilmektedir. Bu özellik tütünün sarfiyatını kısıtlamaktadır. 2008'de TEKEL özelleştirilmesi sırasında yerli üretim tütünlerin sigara harmanlarına belli oranda katılması koşulu üreticiyi koruma adına getirilmeliydi. Virginia ve burley tütünleri Adapazarı, Düzce, Kırklareli, Balıkesir gibi illerde üretilmiş, halen bazı yerlerde üretime devam edilmekte ve 2.500 ton üretim yapılmaktadır. Alternatif olarak Batman gibi iller de üretime dâhil edilerek, çiftçilerimize yeni üretim yolları açılmalıdır. Blend sigara yapımında kullanılan virginia ve burley tütünleri yurt içinde daha geniş alanlarda ürettirilmeli, yurt içinde üretilen tütünlerin harmanlara belli bir oranda girmesi yönünde yasal düzenleme yapılmalıdır. Örneğin Lübnan’da, sigara şirketlerinin sattığı miktar kadar yurt içinde üretilmiş tütünü alma zorunluluğu bulunmaktadır. Ülkemizde de en az 1/3 oranında yerli yaprak tütün alma şartı getirilerek, yabancı yaprak tütün üreticilerine altın tepside sunulan imkân, tekrar Türk çiftçisine verilerek yüksek katma değer sağlanmalıdır.

 

     2-Bunun yanında ilk tütün ithalatı ile zarar görecek üreticiyi korumak için 1986 yılında konulan ve maalesef bu amaçla kullanılmayan kilo başına alınan 3 $ fon, 2019 yılında sıfırlanmıştır. İthal edilen tütünlerden cent ölçeğinde alınacak fonun, yurtiçinde üretilen tütünlere prim olarak verilmesi sürdürülebilir tütün tarımı için bir zarurettir.

 

       3-Tütün Kanunu 6. Maddesinde “Türkiye’de tütün mamulleri üretmek isteyenlerin; yıllık üretim kapasitesi tek vardiyada, sigara için iki milyar adet, diğer tütün mamulleri için ise onbeş tondan az olmayan, tütün hazırlama bölümleri dâhil tam ve yeni teknoloji ile tesisler kurmaları şarttır” ibaresi ile sigara fabrikalarını ancak küresel sermayelerin kurabileceği anlaşılmaktadır. Tütün kanununda yapılacak bir değişiklik ile sigara üretim miktarı düşürülerek küçük ve orta büyüklükteki sermaye grupları da sigara sektörünün içine girmelidir. Doğu ve Güneydoğu Bölgelerimizde (Adıyaman, Malatya, Bitlis, Muş, Batman, Diyarbakır gibi) yılda ortalama 11 bin ton tütün sözleşmesiz olarak üretilmektedir. Üretilen bu tütünler kıyılmakta ve kaçak olarak satılmaktadır. Kıyılmış tütün sektörü her türlü kontrolden uzak ve vergi kayıpları ile faaliyetine devam etmektedir. Özellikle bu bölgelerimizde kurulacak küçük ve orta ölçekli sigara  fabrikaları ile kıyılmış tütün sektörü sanayiye entegre edilerek ve kontrol altına alınabilecektir.

 

     4-Yine Tütün Kanunu 6. Maddesinde “Ancak tek başına kıyılıp içilebilme vasfına sahip tütün çeşitlerinin üretildiği Tarım Bakanlığınca belirlenen merkezlerdeki tütün üreticilerinin bir araya gelerek kurduğu kooperatiflerce kurulacak sarmalık kıyılmış tütün mamulü üretim tesislerinde, tam ve yeni teknoloji ile tesisler kurmaları şartı aranmaz” ibaresi ile kıyılmış tütün sektörü için düzenleme yapılmıştır. Bu anlamda sektörün düzenlenmesi, işleyişi ve kontrolü çok yavaş ilerlemektedir. Faaliyete geçtiğinde kooperatiflerin üreteceği tütün mamullerinden daha az vergi alınmalıdır.

Türk Tütünü.png
yaprak tütün

     Yukarıda zikredilen küçük-orta ölçekli sigara fabrikalarının kurulabilmesi için yıllık üretim kapasite sayılarının aşağı indirilmesi, yurt içindeki sigara fabrikalarının ürettikleri sigaralara en az 1/3 oranında ülke içinde üretilmiş yerli ve yabacı menşeli tütün koyma zorunluluğu, ithal edilen tütünlere az da olsa fon uygulanması Türkiye’de tütün sektörünün önünü açacaktır. İMF ve küresel sermayenin 15 günde 15 yasa telkinleri ile çıkartılan tütün kanununda çiftçiler ve üreticiler lehine düzenlemeler yapmak kolay değildir. Ancak çiftçiyi köyünde tarlasının başında tutmak, geçinebilmesini sağlamak da hükümetlerin görevi olsa gerektir.

 

     Yakın zamanda tütün üreticisinin başına gelenler, şeker pancarı üreticisinin başına da gelecektir. Bu günlerde kenevir ve keten bitkileri “mucize bitki” olarak sunulmakta, tekstilden-otomotive, yağ ve lifinden faydalanılacağı söylenmektedir. Belki 15-20 yıl sonra birileri çıkacak ve şöyle diyecektir. "Mucize bir bitki varmış. Adına şeker pancarı diyorlarmış. Şeker oranı ve katma değeri de yüksekmiş. Çiftçisinden-kamyoncusuna, işçisinden-hayvancısına kadar birçok kişiye istihdam sağlıyormuş" diye cümleler kurulacaktır. 80’li-90’lı yıllarda 50 çeşit Türk Tütünü üretilirken, bugünlerde bir elin parmakları kadar tütün üretilebilmektedir.

 

     Alternatif üretime geçenler yıllar önce tütünü bıraktı. Aslında tütünün alternatifi göçtür. Şehre göç eden çiftçi için yapılacak yatırım, çiftçiyi 5-10 dekarlık tarlasının başında tutmaktan daha pahalıdır. Bununla ilgili tedbirleri almak köylerde yaşayan çiftçilerimizi  hem mutlu edecek hem de üretimden koparmayacaktır. 20.01.2020

yaprak tütün